drawing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
drawing etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2017 Salı

inktober


Blogumun 11. yılı olmuş. 11 yıl önce bu adresimi ilk alışımı, ilk yayınımı yapışımı hatırlıyorum. Çizmeyi sevdiğim kadar yazmayı da her zaman sevdim. Bu blog çoğu zaman benim için bir not düşme, kayda geçme yeri oldu. Son yıllarda pek ilgilenemesem de, yazmak için olmasa dahi eski yazdıklarımı hatırlamak için zaman zaman döndüğüm bir yerdi burası. Yeni bir şeyler yazamamamın bir nedeni kendimle baş başa kalacak zamanımın eskisi kadar olmaması. Bir başka nedeni de akıllı telefon mucizesinin, pek çok konuda bizi daha kolay görünür kılabilmesi. Yıllardır burada yaptığım şeyi instagramda daha az yazı ile görünür kılmak açıkçası daha kolayıma geliyor. Yine de blogların terk edilmemesi gereken alanlar olduğunu düşünüyorum.

Bu ay, bir inktober ayı (ink+october). Daha önce pek zaman bulamadığımdan günü gününe takip edememiştim. Ama bu sene bu konuda oldukça kararlıyım. Hatta öyle ki illüstrasyon dersinde sınıfıma "Haydi hep birlikte inktober yapıyoruz" dedim. Jake Parker bu işi çok iyi akıl etti doğrusu, tüm dünyadan her ekim ayı boyunca topluca katılınan bir çizim pratiği. Hem kollektif hem bireysel bir eylem.

Konular serbest olabildiği gibi inktober web sitesinde yayınlanan bir liste de izlenebilir. Hatta bir sürü alternatif liste de var. Ben bu yıl insan-hayvan melezleri listesini izliyorum. Günlük olarak da instagram ve FB'da paylaşıyorum. İnsan hayvan melezleri zaten üzerinde çalıştığım bir konuydu daha önceden de.

Kuralları da şuraya yazayım, isteyen web sitesine gidip daha detaylı görebilir:

1. Mürekkeple bir çizim yap
2. Online olarak yayınla
3. #inktober and #inktober2017 olarak hasthtag yap
4. Ekim ayında 31 gün boyunca buna devam et


*inktober hakkında detaylı bilgi için web sitesi

26 Şubat 2016 Cuma

Şifam doğadaymış...


Yılın en sevdiğim zamanları başladı. Kıbrıs'a bahar Şubat ayında gelir... Toprak ısınmaya, içindeki gizi yeniden doğurmaya başladı. Üstümüze çöken karanlığı dağıtmaya yeterli olur mu bilmem, yine de kulak verirsek bizi bir noktaya çekme ihtimali her zaman var... Biyomimikriye göre mentorumuz doğa olmalıymış. Bazen biz ona başvurmadan, içimizdeki görünmez bir iple bağlıymış gibi de bize yön verebilir doğa. Bazen de birden anlarsın, çorap söküğü gibi boşanır ip. Yakın bir zamanda, bir şifacı bana dedi ki "senin şifan doğada". İp çözüldü, ben anladım hep yapmaya çalıştığım şeyleri neden yapıyorum. Neden hep bir bahçenin hayalini kuruyorum, hep yeşiliklerin içine koşmak istiyorum, balkonu ve saksıları saplantı haline getiriyorum, toprağa attığım tohumlar yeşermemişse en büyük derdim o oluyor, hatta bundan dolayı kendimi hasta gibi hissediyorum... Lefkoşa'dan Girne'ye giderken, denizi görmeden önceki o son virajda, o dağlar bütün heybetiyle son kez karşıma çıktığımda içimden geçiriyorum "bu en sevdiğim manzara!"Şimdi de çiçekler, yapraklar, dallar, kabuklar, boş kovanlar, kozalaklar Doktora tezimi yazarken, uygulama çalışmam bir çocuk kitabıydı: "Arka Bahçedeki Evren". Yazdım ve resimledim... Bir çocuğun arka bahçedeki tek bir meşe ağacını keşif macerasıydı... İşte o zaman Doğadaki Son Çocuk'u okumaya başladım. Hacettepe Beytepe kampüsünde dört yılım geçti, dört yıl boyunca tohumlar topladım, kozalaklar, at kestaneleri, karayosunları, taşlar, kabuklar...Bilenler bilir, doğa açısından zengin bir kampüs olduğunu... 


Şimdi mi? Hala yapraklar, kabuklar ve taşlar topluyorum, çizerek not alıyorum. Doğa günlüğü, çok kafa yorduğumuz bir konu değil ama çevre farkındalığını geliştirmek ve kişisel gözlemle kayıt tutmak için önemli bir yöntem, onu yapmaya çalışıyorum. Yapamadığım, şu blogda paylaşmak. Belki onu da daha düzenli yaparım...

2 Ekim 2015 Cuma

Inktober 2


Ne: En sevilen çocukluk oyuncağı
Ne zaman: 02 Ekim 2015
Nasıl: Film izler/dinlerken 
Nerede: Koltukta
Süre: 1 saat
Malzeme: Sharpie çift uçlu marker + renkli marker
..................................................................
What: Favourite toy of childhood 
When: October 2st  2015
How: While watching / listening a movie
Where: On couch
Duration: 1 hour
Medium: Sharpie double ended marker + coloured marker


#inktober 



1 Ekim 2015 Perşembe

Inktober 1


Ne: Ne desek buna, sonbahar başlangıcı tuhaflığı
Ne zaman: 01 Ekim 2015
Nasıl: Film izler/dinlerken 
Nerede: Salonda çizildi
Süre: 2 saat
Malzeme: Sharpie çift uçlu marker
..................................................................
What: Hmm, how to say? Oddness of fall
When: October 1st  2015
How: While watching / listening a movie
Where: In livingroom
Duration: 2 hours
Medium: Sharpie double ended marker


#inktober 

Inktober başlasın!

Challenge, "meydan okuma" olarak Türkçeleştirilebilir. Bloglarda, ya da sosyal medyada rastlamışsınızdır mutlaka; tasarımcılar / illüstratörler belirli dönemlerde bu tarz çalışmalar yaparlar. Amaç, belirlenmiş bir dönem içerisinde, belirli konularda veya belirli teknikler kullanılarak üretim yapılarak paylaşılması esasına dayanır. Çizme edimini disipline etme konusunda faydalıdır. Daha önce de bir aylık bir challenge'a katılmıştım. Benim hoşuma giden tarafı, hiç tanımadığım bir çok başka illüstratörle birlikte hareket etme ve paylaşım olanağı vermesi. Bunun dışında öğrencilerime ve illüstrasyona merakı olan kişilere örnek olmak amacıyla da bu tür etkinliklere katılıyorum.


Ekim ayı içerisinde takip edeceğim etkinlik INKTOBER olacak. Inktober Jake Parker tarafından 2009'dan beri tekrarlanıyor. October ve Ink kelimelerinden çözmüş olabilrsiniz, yalnızca mürekkeple çalışıyoruz. Şuradan bakabilirsiniz: tık

Ne yapacağız hemen anlatıyorum:

  • Ekim ayı boyunca 31 günde 31 çizim yapacağız.
  • Teknik mürekkep kullanılan herhangi bir şey olabilir. Yani çinileme olur, marker olur, hatta bence lettering bile olabilir. İllüstrasyonla harfleme de birleşebilir bu anlamda.
  • Blogunuza yükleyin (Ama diğer sosyal medyalar da olabilir diyor Parker, facebook, instagram, flickr, pinerest...)
  • #inktober olarak hastag yapmayı unutmayın
  • Ekim ayı boyunca bunu tekrarlayın 
  • Her güne bir konu mecburiyeti yok, ben de spontane çalışmayı düşünüyorum. Ama her gönderide ne yaptığım ya da neden yaptığımla ilgili birkaç satır yazacağım. 
Başlayalım! 




16 Aralık 2014 Salı

16. Gün: Esinlendiğin bir şey


Dolunay. Hayır canım kurtkadın değilim :) Yalnızca, dolunay olduğunda gözümü ondan alamam. Biraz heyecanlı olurum. 

Full moon. No, I'm not a werewolf :) But I just can't take my eyes off moon when it's full. 

13 Aralık 2014 Cumartesi

13. Gün: Favori çizgi roman karakteri

Sevdiğim çok çizgi roman karakteri var. Asterix, Red Kit, Abdülcanbaz, Batman, Örümcek Adam, En Hakiki Rıdvan... Uğur Gürsoy'un çizdiği Fırat karakterini ise çok başka seviyorum :) Evet. Çıktığı günden beri her hafta Uykusuz almış bir okuyucuyum. Tabii deli Faik de ayrıca unutulmamalı. 

Uğur Gürsoy'u instagramdan takip etmek için tık...


10 Aralık 2014 Çarşamba

10. Gün: En sevdiğin tatlı bir şey

Şeker sevmem. Çikolatanın yalnızca bitter olanını severim (en az %50 dark). Pasta, tatlı gibi şeyleri de çok aramam. Ama beni çocukluğuma götüren ve hala çok sevdiğim tek şekerleme tarçınlı akide şekeridir. Bilmeyen genç nesiller için bilgi: akide şekeri yalnızca şeker ve limonla yapılır. Deneyiniz :) 

I don't like sugar. I like only bitter chocalate (%50 and more dark preferable). I don't care about cakes, desserts and so on. But rock candy with cinnamon is still my favourite since my childhood. For the young ones who doesn't know: rock candy is made by only sugar and lemon. Just try! :)


8 Aralık 2014 Pazartesi

8. Gün: Favori animasyon karakteri


Evet en sevdiğim animasyon karakter Heidi. Öyle çok severim ki, pastoral karakterime katkısı olması normaldir. Ben çocukken, eylül ayında okullar açıldığında okuldaki çocuklar hep yazın köye gitmiş olurlardı. Bizim gideceğimiz bir köy yoktu, akrabalarımız İstanbul'da yaşardı, bir de her yaz iki hafta kampa giderdik. Çocuk kısmı ne yoksa ona özenir ya, Heidi'yi izledikçe özenirdim. Alp Dede'nin süt sağması, ocağın başında oturmaları, o iştah açıcı peynirler, Heidi'nin Peter'le keçileri otlatması, Alpler çok hoşuma giderdi.

Babam da bahar aylarında koyunlar kuzulamaya başladığında beni tutar yaşadığımız kentin civar köylerine götürürdü. Kendimi sürünün içine atar kuzulara sarılır severdim. O kadar mutlu olurdum ki kalbim ağzımdan çıkacak gibi olurdu. Neticede Heidi candır.

....................................................

My favourite animation character is Heidi. I'm sure, it effected my pastoral character too much. The kids in my class used to spend their summer holiday in their village. I used to envy them since we had no village to go. Our relatives was living in Istanbul, except from going there we used to go to camp for two weeks each summer. It's normal a children's envy to what is absence. I used to envy when I watch Heidi. I'd liked the grand father Alp's milking, those cheeses, their fireplace, Heidi's tours with Peter, the Alps...

My daddy found a solution, he used to take me to the near villages of the city we live in. I remember myself bouncing into the flock and hugging the newborn lambs. I was so happy then. So, I liked Heidi most. 

  

7 Aralık 2014 Pazar

7. Gün: En sevdiğin film

Son zamanlarda izlediğim ve en çok etkilendiğim filmlerden biri, Çin yapımı "Sun Also Rises" oldu. Bir de Hemingway'in kitabından uyarlanan Sun Also Rises var, o değil karışmasın. Filmin içeriği sembollerle ve göstergelerle dolu, alt metinleri güçlü. Çin, Rus ve Uygur ezgileri, kültürleri ve dillerinin birbiri içinde kullanıldığı harika bir soundtrack'i var. Zaten filmin müziklerini Japon besteci Joe Hisaishi yapmış. Hisaishi, stüdyo Ghibli'ye de bir çok soundtrack yapmış bir müzik insanı. Bilmeyenler için ekliyorum; Stüdyo Ghibli, My Neighbor Tottoro, Princess Mononoke, Howl's Moving Castle ve Spirited Away gibi efsane Japon Animasyonlarını çekmiş bir stüdyodur. 

Ancak tüm bunların dışında beni en çok etkileyen, filmin düşsel bir gerçekliğinin olması. Hem çok gerçek hem de değil. İç içe üç ayrı öyküden oluşan film, en sonunda tek bir öyküye bağlanıyor. İzleyin mutlaka...

IMDB sayfası için tık...

Lately the most inspiring movie for me, is the Chinese "Sun Also Rises". There's another "Sun Also Rises" which is turned into screenplay from Hemingway's book, don't be confused :) The film is full of signs and symbols. The soundtrack is a mixage of Uygur, Chinese and Russian melodies, culture and language. The composer of this impressive soundtrack is Joe Hisaishi. Japan composer Hisaishi has created several soundtracks for Studio Ghibli. Extra info for the one who doesn't know: Studio Ghibli has been made famous animated Japanise movies like My Neighbor Tottoro, Princess Mononoke, Howl's Moving Castle and Spirited Away. 

Except all these things, I'm inspired by the imaginative realm of the movie. It's exteremely real and imaginative at the same time. There're 3 different stories but they all completes each other at the end. Highly recommended...  

Click for IMDB page...



6 Aralık 2014 Cumartesi

6. Gün: En sevdiğin kitap


İyi bir kitap okuruyum, gerçekten çok okurum. Ancak çocukluğumda okuduğum (büyürken ve halen zaman zaman defalarca tekrar okuduğum) Mary Poppins bu listenin en tepesinde yer alacak. Mary Poppins, 1933'te P.L. Travers tarafından yazılmış. Orta halli bir İngiliz ailesinin çocuklarına bakan dadı ve çocukların onunla yaşadıkları fantastik maceralar yanılmıyorsam 8 kitap boyunca sürmüş. Dadı Mary Poppins aşırı titiz, ciddi, insanı korkutan bir karakter ancak çocuklar onunla şahane maceralar yaşıyorlar. Çocuklara çok iyi bakıyor ancak çok samimi olmuyor. Kendince cool bir tipleme. 
Mary Poppins'ten bir illüstrasyon (Kaynak için tık )

Doğum günü cumartesiye denk gelirse güldürücü gazla dolan ve havada asılı kalan bir amcası, geceleri gökyüzüne merdiven dayayıp yıldızları yapıştıran arkadaşları var, hayvanlarla konuşabiliyor ve izin gününde arkadaşıyla bir duvar resminin içinde dışarıdan bakılınca görülmeyen bir lunaparka gidip eğleniyor. Ancak bunları yaparken coolluğundan bir an bile ödün vermiyor. Papağan saplı şemsiyesi ile uçuyor ve bir halı çantası var ki içinde bir ben yokum! 

Mary Poppins'in yazarı P.L.Travers (kaynak: global britannica tık)
Travers bir kadın yazar ancak döneminde kadınların erkek işi olarak görülen işlerle ilgilenmesi hoş karşılanmıyormuş ki yayın dünyasına cinsiyetini beli etmeyen adının kısaltması ile girmiş. Kitabın resimlemelerini de Mary Shepherd yapmış. Aslında kitap, yazarıyla, çizeriyle ve ana karakteri dadıyla tam bir kadın emeği ürünü. Küçükken öyküleriyle beni içine alan kitabı, büyüdükçe bu yönleriyle de sevdim. 

Hazır başlamışken bence bir koşu pinterestte Mary Poppins boarduma da bakınız, haydi tık tık 

Yarın: En sevdiğimiz film... Acaba nedir?

5 Aralık 2014 Cuma

5. Gün: En sevdiğin arkadaşların

İtiraf etmeliyim ki çizmesi en zor gün bu oldu. Herkes kendini teşhis etsin, çizemediklerim de var, kırılmaca olmasın. 

Yarın: Favori kitabımızı çiziyoruz

4 Aralık 2014 Perşembe

4. Gün: En sevdiğin mekan

En sevdiğim mekan, herhangi bir ağacın altı olabilir. Evet kesin öyle. 
My favourite place is under any tree. Absolutely yes. 

Yarın: En sevdiğimiz arkadaşları çiziyoruz
Tomorrow: Draw your favourite friends

3 Aralık 2014 Çarşamba

3. Gün: En sevdiğin yiyecek

En sevdiğim yemek pilav, köfte ve yoğurttur. Özellikle yoğurda bayılıyorum. Yakın zamanda taze sütten yoğurt yapmayı öğrendim. Çok geç öğrendiğimi kabul ediyorum ama bu da bir şeydir :) 

Yarın: En sevdiğin mekan çizilecek :)


2 Aralık 2014 Salı

2. Gün: En sevdiğin hayvan


Enn sevdiğim hayvan kedi. Evde de iki tane kedimiz var; Çörek ve Bıngıldak. 



Yarın: En sevdiğin yemek