Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2014 Cumartesi

6. Gün: En sevdiğin kitap


İyi bir kitap okuruyum, gerçekten çok okurum. Ancak çocukluğumda okuduğum (büyürken ve halen zaman zaman defalarca tekrar okuduğum) Mary Poppins bu listenin en tepesinde yer alacak. Mary Poppins, 1933'te P.L. Travers tarafından yazılmış. Orta halli bir İngiliz ailesinin çocuklarına bakan dadı ve çocukların onunla yaşadıkları fantastik maceralar yanılmıyorsam 8 kitap boyunca sürmüş. Dadı Mary Poppins aşırı titiz, ciddi, insanı korkutan bir karakter ancak çocuklar onunla şahane maceralar yaşıyorlar. Çocuklara çok iyi bakıyor ancak çok samimi olmuyor. Kendince cool bir tipleme. 
Mary Poppins'ten bir illüstrasyon (Kaynak için tık )

Doğum günü cumartesiye denk gelirse güldürücü gazla dolan ve havada asılı kalan bir amcası, geceleri gökyüzüne merdiven dayayıp yıldızları yapıştıran arkadaşları var, hayvanlarla konuşabiliyor ve izin gününde arkadaşıyla bir duvar resminin içinde dışarıdan bakılınca görülmeyen bir lunaparka gidip eğleniyor. Ancak bunları yaparken coolluğundan bir an bile ödün vermiyor. Papağan saplı şemsiyesi ile uçuyor ve bir halı çantası var ki içinde bir ben yokum! 

Mary Poppins'in yazarı P.L.Travers (kaynak: global britannica tık)
Travers bir kadın yazar ancak döneminde kadınların erkek işi olarak görülen işlerle ilgilenmesi hoş karşılanmıyormuş ki yayın dünyasına cinsiyetini beli etmeyen adının kısaltması ile girmiş. Kitabın resimlemelerini de Mary Shepherd yapmış. Aslında kitap, yazarıyla, çizeriyle ve ana karakteri dadıyla tam bir kadın emeği ürünü. Küçükken öyküleriyle beni içine alan kitabı, büyüdükçe bu yönleriyle de sevdim. 

Hazır başlamışken bence bir koşu pinterestte Mary Poppins boarduma da bakınız, haydi tık tık 

Yarın: En sevdiğimiz film... Acaba nedir?

2 Mayıs 2013 Perşembe

Genius Loci: Yerin Ruhu



Bu yazı için biraz geç kaldım aslında, ama daha önce fırsat olmadı. Tasarımını ve resimlemelerini yaptığım bir kitabı tanıtmak istiyorum. Kitabın yazarı, çalıştığım fakülteden meslektaşım Doç. Dr. Lerzan Aras. Kitap, mimarlığın batı dünyasında az düşünülen bir yönüne vurgu yapıyor. Tasarlarken ben de 2 kez okudum, ilginç ve güzel bir kitap. İstanbul'un aşina olduğumuz yerlerinde hiç farketmediğimiz yapıları ve etkileri, kentin kültürel gelişimi ve kentleşmeyi, yerin ruhunu, fenomonolojik yaklaşımı keyifle bir solukta okuyabilirsiniz. Üniversitemizin (Cyprus International University) yayınlarından çıktı. Çizimleri stabilo kalemle ve tamamen elde yaptm. 






Çizimlerini yaparken çok keyif aldığım bir proje oldu doğrusu. Üstteki İstiklal Caddesi resimlemesindeki caddenin delisi amcayı hatırlayan var mı? Ben bir süre önce ölmüş olduğunu duydum, caddenin bir motifiydi; unutmayalım diye resimlemeye aldım onu da...


 Bu resimleme de "Martıları Seven Adam". Kitapta bu öykünün Osho'dan aktarıldığı belirtiliyor. Deniz kıyısında yaşayan ve martıları çok seven biri varmış. Her sabah deniz kenarına gidip martıları izlermiş. Martılar korkmadan yanına gelirlermiş... Bir gün babası demiş ki, birkaç martı bana getir de oynayayım onlarla. Ertesi gün adam deniz kenarına gittiğinde, martılar yalnızca başının üstünde turlamışlar, yanına yaklaşmadan. 

Niyetin titreşimleri farklı titreştirmesi üzerine bir öykü.

9 Mayıs 2010 Pazar

Bekle ve gör* / Wait and see*

Chuck Palahniuk'tan bir yazar olarak haberdar olmam, yaklaşık 10 yıl önce izlediğim "Dövüş Kulübü" filmi sayesindedir. Filmi defalarca izlememe karşın kitabını okumadım nedense. Romanlarında cümle yinelemelerinin karakteristik bir özelliği olduğunu okumuştum ama.  "Dudağımda bir yara olsaydı adını Marla koyardım".

"Günce", okuduğum ilk kitabı oldu. Misty Marie Kleinman'ın can yakıcı öyküsü. Başka birinin yaşamını sürdürmeye zorlanan Misty, Waytansea adasının görünürde huzurlu kollarına sığınmıştır. Kitap bittikten sonra dann diye farkettiğim gibi Waytansea bir kelime oyunu; *Wait and see / Bekle ve Gör adası. Zamanı gelmeden gizemler aydınlanmıyor gerçekten de. Farkında değilsek, uyarılmış olmamızın bize ne yararı olur? Kitapta tekrarlandığı gibi: "Anlamadığın şeyi her tarafa çekebilirsin." Bir kez daha deneme şansımız olsaydı, yazgımıza müdahale edebilir miydik?

Son dönemde Ryu Murakami ve Neil Gaiman'dan sonra beni en çok etkileyen yazar oldu Palahniuk. Sırada "Gösteri Peygamberi" var.

Daha Fazlası için tık