Akademik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akademik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2013 Perşembe

Genius Loci: Yerin Ruhu



Bu yazı için biraz geç kaldım aslında, ama daha önce fırsat olmadı. Tasarımını ve resimlemelerini yaptığım bir kitabı tanıtmak istiyorum. Kitabın yazarı, çalıştığım fakülteden meslektaşım Doç. Dr. Lerzan Aras. Kitap, mimarlığın batı dünyasında az düşünülen bir yönüne vurgu yapıyor. Tasarlarken ben de 2 kez okudum, ilginç ve güzel bir kitap. İstanbul'un aşina olduğumuz yerlerinde hiç farketmediğimiz yapıları ve etkileri, kentin kültürel gelişimi ve kentleşmeyi, yerin ruhunu, fenomonolojik yaklaşımı keyifle bir solukta okuyabilirsiniz. Üniversitemizin (Cyprus International University) yayınlarından çıktı. Çizimleri stabilo kalemle ve tamamen elde yaptm. 






Çizimlerini yaparken çok keyif aldığım bir proje oldu doğrusu. Üstteki İstiklal Caddesi resimlemesindeki caddenin delisi amcayı hatırlayan var mı? Ben bir süre önce ölmüş olduğunu duydum, caddenin bir motifiydi; unutmayalım diye resimlemeye aldım onu da...


 Bu resimleme de "Martıları Seven Adam". Kitapta bu öykünün Osho'dan aktarıldığı belirtiliyor. Deniz kıyısında yaşayan ve martıları çok seven biri varmış. Her sabah deniz kenarına gidip martıları izlermiş. Martılar korkmadan yanına gelirlermiş... Bir gün babası demiş ki, birkaç martı bana getir de oynayayım onlarla. Ertesi gün adam deniz kenarına gittiğinde, martılar yalnızca başının üstünde turlamışlar, yanına yaklaşmadan. 

Niyetin titreşimleri farklı titreştirmesi üzerine bir öykü.

24 Şubat 2013 Pazar

Kitapta bölüm

Yayıma hazırlanma süreci biraz uzunca süren bir kitap olsa da, Portekiz'de basılan Contemporary International Ex-Libris Artists kitabı nihayet çıktı. Kitap tüm dünyadan seçilmiş exlibris sanatçılarına yer veriyor. 






Bu kitaba katılmam için davet aldığımda daha Ankara'daydım. Kıbrıs'a gelmek aklımın ucundan bile geçmemiş, Hacettepe'den istifa etmemiş, daha tezi bitirmemiş ve babamı kaybetmemiştim. Bir kitabın basıma hazırlanma sürecinde, nasıl da değişiyor hayat.

Baba bak, sen olsan şimdi bu kitabın bir kopyasını ötekilerin yanına rafa koyardın. Tezlerimin, basılmış işlerimin yanına. Ne hoşuna giderdi bir şey daha eklemek o rafa. 

30 Ocak 2013 Çarşamba

ADW / 6. Ankara Tasarım Haftası 2012

Bu yıl Ankara Tasarım Haftası'nın 6.sı düzenlendi. Daha önce iki kez karma sergiyle katılmıştım ama ilk kez bir söyleşi gerçekleştirdim ve ardından konuyla bağlantılı bir workshop yaptım. 
 

Hazırladığım sunum, beni her zaman çok heyecanlandıran bir konu hakkındaydı: Distopya. Distopya, ütopya kelimesinden türetilmiş bir olumsuzlama aslında. Nasıl ütopya insanlığın yarınına ilişkin umutlu ve iyi duygularla dolu güzel bir gelecek hayaliyse, distopya da tam tersi kötü ve karanlık bir gelecek önermesi. Konuyu felsefi ve filmografik açıdan tartışan otoriteler bulunmakta. Bense bu karanlık ve ürkünç alana daha grafiksel bir açıdan yaklaşmayı denedim. Karakter tasarımı  konuya burada dahil oldu. Bu tür  filmlerde yaratılan distopik evren tasarısı, görsel açıdan neye göre belirleniyordu acaba? Karakterlerin görünümleri neye göre seçiliyordu? Ve neden sözgelimi onar yıllık aralarla çekilen filmlerde birbirinden farklılaşan bir estetik yaklaşım kullanılıyordu? Bu sunumun makaleye dönüşmüş hali  bittiğinde yayınlanacak burada da, az kaldı :)  

3 Şubat 2012 Cuma

Grafik Tasarım Dergisi'nde yayımlanan yazım

‎"Found Object Art / Buluntu Nesnelerle Sanat"ı bir illüstrasyon yöntemi olarak incelediğim makalem Grafik Tasarım dergisinin Kasım Aralık sayısında...


İllüstrasyonda alternatif diller:
Buluntu nesnelerle illüstrasyon

İllüstrasyon (resimleme) bir bilgiyi, bir kavramı iletmek için yapılan görsel betimlemeler olarak nitelendirilmektedir. İllüstrasyon kelimesinin Latincede bir şeyi anlaşılır yapmak anlamındaki “lustrate” kökünden türediği bilinmektedir. Bir bilgiyi ya da iletiyi var olan bir metni destekleyerek, açıklayarak ya da herhangi bir metin olmaksızın bir kavramı görselleştirerek aktaran görsel betimlemelerdir de denilebilir.  
Bir ana alan olarak “illüstrasyon” editoryal, kitap illüstrasyonu, bilimsel illüstrasyon, konsept tasarım, karakter tasarımı, teknik illüstrasyon gibi farklı alanlara göre ayrılmakla birlikte, kullanılan yöntemlere göre de ayrılabilmektedir.  Güzel tarafı, yöntemler denildiğinde görselleştirmenin hemen hemen her yolunun açık olmasıdır. Bu yöntemler basit ve sade bir kurşun kalem çizimini ya da mürekkep çalışmasını içerebildiği gibi, akrilik, guaj, suluboya vb. gereçlerle yapılan uygulamaları ya da kolaj çalışmalarını da içerebilir. Buluntu nesnelerle tasarlamak da bir illüstrasyon yöntemidir. Nesneler, çalışmanın kavramsal altyapısı dâhilinde bir araya getirilerek sabitlenebileceği gibi, düzenlemelerin fotoğrafları çekilerek de kaydedilebilir.   

Buluntu nesnelerle yapılan illüstrasyon dendiğinde, akla kolaj ve asamblaj gelebilir; aslında bunlar çoğu zaman birbirine geçişen ve örtüşen kavramlardır. Kolaj, iki boyutlu bir yüzey üzerine yine iki boyutlu malzemelerin kesilip yapıştırılarak düzenlenmesi olarak tanımlanabilir. Dada akımıyla gelişmiş bir yöntem olup, kendi başlarına sanatsal bir değer taşımayan nesnelerin sanatsal bir bakış açısıyla yeniden yorumlanarak tasarım sürecinin sonunda bir sanat eserine dönüştürülmesi sürecini anlatır. Asamblaj (assamblage) kolaja benzemekle birlikte, bu yöntemde üçüncü boyut da kullanılmaktadır. Buluntu nesnelerle tasarlamak, benim için başka bir anlam daha taşıyor; tüketmeyerek, atık ya da bir biçimde birikmiş ya da bulunmuş nesneleri bir arada kullanarak sürdürülebilir bir dünya yaratmanın sorumluluğunu taşımak. Buradan yola çıkarak işin çevre ve sosyal yönünün de oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz. 

Dünyada bu yöntemi kullanarak tasarım yapan bir çok illüstratör / tasarımcı bulunmaktadır. Kullanılan nesnelerin rastlantı eseri bir araya getirilmesi sık rastlanan bir durumdur; kullanılmış biletler, şişe kapakları, boş makaralar, eski menteşeler vb. Zaman zaman da belirli nedenlere dayalı olarak özellikle seçilen nesneler kullanılmaktadır. Bu nesneler, bir geçmişi ve etkisi olan eski eşyalar; aile fotoğrafları, anı nesneleri, koleksiyon parçaları ve / veya bitpazarlarından toplanabilecek eski nesneler (anahtarlar, kilitler, eski paralar, dolap kulpları vb) olabilir. Ne tür bir nesne kullanılıyor olursa olsun, önemli olan nesneyi kullandığınız yerdeki kavramı ve alt metni ne kadar desteklediği olacaktır. 

Buluntu nesneler, bir görsel anlatımda kullanıldığında, tek başlarına var olduklarında taşıdıkları anlamdan bir ölçüde sıyrılarak bambaşka bir şeyin parçası olabilmektedirler. Başka nesnelerle, çizimlerle ya da yazılarla birlikte kullanıldığında hangi anlamlara evrileceği, buluntu nesnelerle yapılan illüstrasyonlara lezzetini veren şeydir. Örneğin Dicky Graham tarafından yaratılan vahşi hayvan başı örneğinde, tek başına bambaşka anlamlar içeren nesnelerin bir araya geldiklerinde nasıl irkiltici bir tümanlama kavuştuğu görülebilir. Sıradan ve normal satranç taşları, vahşi bir hayvanın ağzındaki düzensiz dişlere dönüşürken, neredeyse hayvanın soluğunu duymamızı sağlayacak kadar “gerçek” bir etkiye sahip olmaktadır (bkz. görüntü 1). 
Görüntü 1 Dicky Graham tarafından tasarlanan “Marcel Mutt” çalışmasında bir parça kürk, bir baca bağlantısı ve satranç takımı taşları kullanılmıştır.

David Goldin’in itfaiyecileri incelendiğinde (bkz. görüntü 2) çöpe dönüşmüş teneke parçaları, paslı menteşeler, bitmiş kurşunkalemler ve kapaklarla açma halkaları gibi sıradan ve değersiz nesnelerin, mizahi bir duruşu olan ve bir bakışta kolayca algılanabilen tiplemelere dönüştüğü görülebilir. Buluntu nesnelerle yapılan illüstrasyonlarda, kurgulanmış yeni bir gerçeklik içinde kullanıldıktan sonra nesnelerin hala tanıdık ve ayırt edilebilir olup olmadığı da önemlidir. Nesneler hem zorlamadan hem de kitchleşmeden, birlikte yeni bir bütün oluşturabilmeli, ancak buna rağmen incelendiğinde nesneler kendi kimliklerini de taşımaya devam ediyor olabilmelidir.


Görüntü 2 David Goldin tarafından yapılan “Fireman” serisinden örnekler

Buluntu nesneler kullanılarak yaratılan yeni anlatım biçiminde nesneler, onları çevreleyen diğer nesnelere, çizimlere ya da yazılara bağlıdır. Yine David Goldin’e ait ancak bu sefer daha farklı bir tarz kullanılmış olan illüstrasyonda (bkz. görüntü 4) buluntu nesnelerin, çizimlerle bütünleştirilerek kullanıldığı dikkati çekmektedir. Eski bir saat kadranı, pullar, etiketler ve düğmeler, aynı yöne doğru bir koşuyu sürdürür biçimde kişiselleştirilmiştir. Önceki örneklere ek olarak çizimle desteklenerek tasarım süreci daha farklı kurgulanmıştır.   
Görüntü 3 David Goldin tarafından buluntu nesnelerle yaratılan bir düzenleme: “Run”
Çocuk kitapları illüstratörü olan Holli Conger da birçok çalışmasında buluntu nesneleri kullanmaktadır. Resimde (bkz. görüntü 4) illüstratör tarafından tasarlanmış tiplemeler ve yaratılan arka planda buluntu nesnelerden yararlanırken bütünlük duygusunun başarılı bir biçimde verildiği görülebilmektedir.  

Görüntü 4 Holli Conger tarafından buluntu nesnelerle tasarlanmış bir illüstrasyon örneği
Görüntü 5 Suzan Scott tarafından yaratılmış bir çalışma  

Dr. Elif Songür Dağ
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü
Öğretim Görevlisi

30 Kasım 2011 Çarşamba

Found object illustration / Buluntu nesnelerle illüstrasyon

Yeni okulumda dönem ilerliyor, dönem ortasını geçtik ve artık o kadar yeni değil gibiyim. Bu iyi, çünkü alışmaya başladığımı gösteriyor. Yalnızca bir kuruma değil, bir iklime ve bir ülkeye de alışıyoruz tabii ki. Hakan Türkiye'den birkaç gün önce döndü, oralarda kış çoktan yüzünü göstermiş anlaşılan, burada ise sanki hala bahar havası sürüyor. Akşamları serin, hatta sabaha karşı düpedüz soğuk ama gün içersinde ılık bal gibi bir hava var.

Girdiğim derslerden biri Conceptual Illustration / Kavramsal İllüstrasyon, neyse ki. Bu dersi verdiğime memnunum, benim için en önemli ders tahmin edersiniz. Öğrencilerime yeni bir proje verdim, buluntu nesnelerle illüstrasyon yapacaklar. Sürdürülebilir tasarım, sürdürülebilir sanat son dönemlerde benim için daha önemli olmaya başlıyor. Bu tarzda öyle yaratıcı eserler yaratan sanatçılar var ki.

Copyright 2008-11 David Goldin, All Rights Reserved. David Goldin Illustration Site

Buluntu nesneler, yaşamımıza ve tasarımımıza bir çok farklı biçimde girebilir: rastlantısal olarak, rastlantısal olana müdahale ederek, belli bir amaca yönelik seçimler yaparak, kompozisyonları oluşturduktan sonra bir yüzeye sabitleyerek ya da fotoğraf çekerek... Bazen rastgele nesneler kulanılabiliyorken, bazen de nesnenin bir tarihinin olması farklı anlamlar katabilir çalışmaya. Örneğin bit pazarlarından eski nesneler (anahtarlar, kilitler, eski paralar, dolap kulpları...vb) toparlanabilir. Ya da basitçe günlük yaşamımıza geçici olarak giren, çöpe dönüşecek biletler, kuponlar, etiketler, ambalaj parçaları kullanılabilir. İki boyutlu ve yüzeyel bir iş olabileceği kadar üç boyutlu bir illüstrasyon da yapılabilir, buna heykel de denebilir belki ama bence hala illüstrasyon da denebilir, anlatımcı bir tavrı olduğu sürece. Örneğin Pogan'ın heykelleri (bkz. http://www.joepogan.com/)

Buluntu nesnelerin tekbaşına anlamı ve kulanıldığı yer içindeki anlamı, dönüştüğü şey de önemlidir. Tek başınayken farklı anlamları olan nesneler bir araya geldiklerinde bambaşka kavramlara gönderme yapabilirler. Burada başkalaştırdığınız nesnein hangi yeni anlamları tetiklediği, tasarım sürecinde hakim olunması gereken bir nokta. 

Nasıl işler çıkacağını merak ediyorum.


Joe Pogan (http://www.joepogan.com/)

Doll House Assemblage - Susanna Scott of Sushi Pot
  

27 Eylül 2011 Salı

Doktoradan sonra

26 Eylül'de doktora savunma jürisine girdim. Yaz boyunca nefes almadan çalışmam, gecelerce tezin başında sabahlamam hatta zaman zaman düzeltmelerimi yaparken uyuyakalmam, bir kere bile denize girememem, kızımla ilgilenememem, Hakan'la ilgilenememem, evde tez dışındaki her işi serdiğim için perişanlığımız şimdi düşününce düş gibi. Sanki hiç yokmuş gibi. Nasıl toparladım da tezi sınava girdim hala tuhaf geliyor. Çok çalıştım ama. Tezim de uygulamam da beğenildi. Sunumda heyecanlı olmakla birlikte, heyecanımı yatıştırabildim. Benim konum, akademik olarak çok fazla üzerine gidilmemiş bir konuydu, jürinin tamamı tarafından oldukça desteklendi. 


Sınav jürimdeki hocalarım: Danışmanım Yrd.Doç. Zülfikar Sayın, Prof.Dr. Ayşe Çakır İlhan, Prof.Dr. İncilay Yurdakul, Yrd.Doç. Birsen Giderer, Doç. Namık Kemal Sarıkavak
Mutlu bir sonuç olduğu belli :) Oy birliğiyle geçtim...


Sınavdan önce, sınav sırasında ve cübbemi giyerken beni yalnız bırakmayan sevgili arkadaşlarım destekleri ile beni mutlu ettiler. Beni şaşırtmasa da, tanık olanları şaşırtan tavırlar sergileyenler de oldu ama üzerinde durmak gereksiz. Akşam da çok güzel bir yemek organize edilmişti Keremeyle'de. Sevgili Banu ve Ekin'e de bu güzel organizasyon için yeniden teşekkür etmek isterim bu arada. Dekanımız ve bölüm hocalarımın yanında, bana değer verip beni uğurlamak için gelen bizim bölümden ve fakültenin diğer bölümlerinden arkadaşlarla yaklaşık 4-5 masanın ucuca eklendiği kalabalık ve neşeli bir gruptuk. Gece soğuktu ama dizlerimizde, omuzlarımızda polar battaniyelerimizle saatlerce oturduk. Gerçekten çok mutlu oldum. Şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum.  


22 Eylül 2011 Perşembe

26 Eylül / savunma

Benim çiçekli odam, yanıma alamadığım kitaplarım, hepsini götüremeyeceğim fotobloklarım, taş merdivenler, yeşil çimler, yemek sonrası kahvesi, bulutlu gri gökyüzü, canım öğrencilerim, güzel arkadaşlarım, yeşil vadim, sabah serinliği, sınav heyecanım...

ben geliyorum. 

5 Ocak 2011 Çarşamba

Final Projesi olarak Tünel Kitap yapıyoruz

Tünel kitap, hareketli kitaplar (pop up) ve başkalaşım (altered) kitapları ile kardeş bir biçem olarak "sanat kitabı"nın alt türünde bulunmaktadır. Tünel kitap nadir, uygulaması zor ve çok ilgi gören bir kitap çeşididir. Temel özelliği göz yanılsamasına dayalı bir derinlik algısı yaratmasıdır.

Living Inside by Andrea Dezsö, 2009
Living Inside by Andrea Dezsö, 2009
Sayfalar üst üste geldikçe derinlik duygusu artmaktadır. Teknik olarak kitap akordeon gibi katlanmış sayfalardan oluşur ve sırt dikişi bulunmaz, dolayısıyla sayfaları çevrilmez. Sayfalar yan duvarlara birbiri ardına gelecek şekilde bağlanır. Sayfalar kesilip biçimlendirilmiş kağıt katmanlarından oluşur. Böylece izleyici sayfaların arasından baktığında teleskopik bir etkiyle karşılaşabilir. 

 Living Inside by Andrea Dezsö, 2009
Through the Rabbit Hole
by Ingrid Dijiker
Tünel kitabın tarihsel süreçte ilk örnekleri 19. yüzyılda görülmeye başlanmıştır. Tünel Kitap, 19. yüzyılda "peep show" adıyla da bilinirdi. Önemli yerleri ve tarihi olayları hatırlatabilecek üç boyutlu bir hediyelik eşya olarak geliştirilmişti(Davis, www.princetonol.com,). Tünel Kitabın uygulanma biçiminin tiyatro sahnesi mantığından esinlendiği de söylenebilir(wwwipopularkinetics.com).

Istanbul
by Meltem Sözer
ESL
by Jana Sim
Çağımızda hemen her tasarım öğesi biraz da kendinden başka "şey"lerden izler taşımaktadır. Tünel Kitap da 19. yüzyıldan bugüne geçirdiği evrimle, modern insanın yaşamında post modern bir nesne olarak yerini almış durumdadır. Tünel kitap salt bir kitap değildir; bir yanıyla oyun öğesi, bir yanıyla sergilenebilecek estetik düzeyde bir nesne olarak var eldilmektedir. 

Into the Crypt
by Ingrid Dijkers
Into the Crypt
by Ingrid Dijkers
Kendi içinde bir derinliği olması, kitabı "gidilen bir yol" kimliğine büründürmektedir. Tünel kitap, tek başına bir sanat nesnesi, bir "nesne-kitap"tır denilebilir. 

Bülent Erkmen, nesne kitap ile ilgili olarak, kendi tasarladığı "Beşpeşe" adlı kitap üzerinden şöyle bir açıklama getirmektedir: "Bildiğimiz kitap, içindekini taşıyan kitaptır; yazı, resim, çizgiyle o kitaba onu taşıtırız. Nesne-kitap, kendisini de taşıyan, içindekiyle birlikte kendisini de gösteren kitap" (Aslan, www.milliyet.com.tr). 

World Without End (2000)
By Tara Bryan
3" x 3" x 3/8" closed, 15" extended.
Library Books
By Rebecca Goodale
1998. One-of-a-Kind.
10.5 x 11", unique tunnel book using ink and collage on paper. 
Temel Özelliklerin dışında tünel kitabın her sanatçı / tasarımcıya göre yorumlanabilir olması, bu alanın özgür ve başka türlerle bütünleştirilebilir olmasını sağlamaktadır. Bütün bu söz konusu özellikleri ile tünel kitap hem tasarımcılar hem de izleyenler açısından sanat ve el sanatını yetkinlikle kullanmayı gerektiren oldukça gözde bir kitap yapma tekniğidir.
Windows Out Of Wallstunnel book by Kate Leonard 

Elif Songür Dağ

9 Kasım 2010 Salı

IF / Afterwards




I feel myself like this afterwards a loong long lesson. 
Talking and criticising the students makes my tongue soo loose :))
.......................................................................
Temel Sanat Eğitimi Dersini çok seviyorum ama bazen dersten çıkınca çok yorgun oluyorum, dilim çok konuşmaktan uzamış gibi oluyor :P Yine de yaşasın GSF 101!

3 Kasım 2010 Çarşamba

tembel blog yazarı geri döner...

Oğuz Atay, bir öyküsünün sonunu "Ben buradayım sevgili okuyucu, ya siz neredesiniz ?" diye bitirir. Oğuz Atay'a ne kadar bayıldığım başka bir yazının konusu olsun, kendimi bazen tuhaf hissediyorum buraya yazarken. Yazıp paketleyip sayısal bir uzay boşluğuna savuruyorum, kim bilir kimler okuyor. Kendi kendime konuşuyor gibiyim genellikle. Tabii izleyenler, yorum yazanlar var. Ama izleme listemde değilse ve yorum yazmıyorsa okuyucu, ne varlığından emin olabilirim ne de yokluğundan. Yine de bu insana bir çeşit özgürlük duygusu vermiyor değil. 

Her neyse bunları yazmayacaktım zaten. Pratikte yararlı konulara geçelim. Zeytinim geçen hafta geldi! Dilsen Hanım sağ olsun, hiç zarar görmeyecek biçimde paketlemiş göndermiş. Üzerinde hem yeşil hem de olgunlaşmış taneler vardı, bu da meyvelerin aşamalarını resimlerken bana yardımcı olacak bir şeydi. 

Ayvalık zeytinim


Ancak zeytinimin bana ulaştığı gün, benim kuzunun hasta olduğu gündü. Apar topar eve döndük rapor alıp. O gece ateşi 40 derecenin üzerine çıktı. Bir haftayı evde geçirdik. Ben de bu arada ilk resimlemelere başladım. Şöyle bir şeyler oluyor...  




Bu arada Türkiye'de bilimsel resimleme ile ilgili sayılı etkinliklerden biri olan bilimsel bitki resimleme kursu'na katıldım. Toplamda 40 saatlik bir program 3 hafta sonuna bölünmüştü. 3 haftam bu nedenle çok çok yoğun geçti. Kursu veren Gülnur Ekşi ve Serkan Çitak, 2004'te Kraliyet Botanik Bahçesi baş ressamı tarafından Boğaziçi Üniversitesi'nde ilk kez verilen bir kursla bu spesifik alanla tanışmışlar. Sanat ve bilimin kesişiminden oluşan bir ara disiplin diyebiliriz. Yurt dışında bilimsel resimleme, interdisipliner bir alan olarak üniversitelerde yer buluyor, ayrıca konuyla ilgili çok çeşitli eğitimler ve sertifika programları bulunmakta. Türkiye'de bu eğitimi düzenli olarak açtıkları kurslarla, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin katkılarıyla veren Ekşi ve Çitak,  bu alandaki eğitimlerini devam ettirmişler ve 
 aynı zamanda Şili Yagmur Ormanları'nın resimlenmesi projesinde çalışmaktalar.   



Resimleme ile bilimsel resimleme arasındaki farkı ilk günden hissettim. Üstünkörü bakıldığında "amaan temel sanat projesi gibi işte ne var ki yaparım ben bunu" dediğim işin hiç o kadar basit olmadığını anladım. Bizler, çizdiğimiz nesneyi gözümüzle, zaman zaman bir kalem yardımıyla ölçü alarak oranlayıp algıladığımızı çizeriz. Oysa burada, pergel ve cetvelle, milimi milimine taşıyarak ve bütün parçaları birbirine göre ayrı ayrı ölçerek çalışılıyor. Çizilen şey doğal bir nesne olduğundan dayanmayabilir renklendirme bitene kadar. O yüzden öncelikle karakalemle gölgeli alanlar belirleniyor ve bu ilk etüd, renklendirmede rehber oluyor. Nesnenin fotoğrafları çekiliyor, bozulması durumunda baş vurmak için. 


Sadece suluboya kullanarak, hayatımda çizdiğim en fotografik resimlemeleri yaptım diyebilirim. Suluboyanın bu hassas kullanımını da bilmiyordum, öğrendim. Öğrenmeye devam ediyorum. Grafik bölümlerinde her tekniği hakkıyla öğrendiğimizi ya da öğrettiğimizi düşünmüyorum. Bu kursa katılana kadar, genel bir bilgi verildikten sonra öğrenci kendini yatkın olduğu alanda geliştirsin derdim ama tekniği öğretmenin önemi bambaşka. Ben suluboyadan hoşlanmazdım. Ama denedikçe hoşuma gitti. Bilgisayarı şahane kullanıyoruz, çizim programlarında sanki elde çizilmiş gibi etkiler taşıyan resimlemeler yapıyoruz. Ancak öncelikle elde malzeme kullanmak, malzemenin vereceği olanakları tanıyabilmek için çok yol gösterici.  Benim katıldığım kursta işe bir hobi olarak yaklaşanlar olduğu kadar genç biyoloji öğrencileri de vardı. İyi ki burnu büyüklük yapmamışım ve kursa katılmışım. Resimlemeyi "bilimsel" yapan ögeleri deneyerek anladım. Tezim için doğru bir katkı oldu.