Babamı özlüyorum.
Babam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Babam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Aralık 2014 Pazartesi
22. Gün: Özlediğin bir şey
Etiketler:
30 day drawing challenge,
Aile,
Babam,
Hatırladıklarım,
İllustrasyon,
illustration,
memories
8 Aralık 2014 Pazartesi
8. Gün: Favori animasyon karakteri
Evet en sevdiğim animasyon karakter Heidi. Öyle çok severim ki, pastoral karakterime katkısı olması normaldir. Ben çocukken, eylül ayında okullar açıldığında okuldaki çocuklar hep yazın köye gitmiş olurlardı. Bizim gideceğimiz bir köy yoktu, akrabalarımız İstanbul'da yaşardı, bir de her yaz iki hafta kampa giderdik. Çocuk kısmı ne yoksa ona özenir ya, Heidi'yi izledikçe özenirdim. Alp Dede'nin süt sağması, ocağın başında oturmaları, o iştah açıcı peynirler, Heidi'nin Peter'le keçileri otlatması, Alpler çok hoşuma giderdi.
Babam da bahar aylarında koyunlar kuzulamaya başladığında beni tutar yaşadığımız kentin civar köylerine götürürdü. Kendimi sürünün içine atar kuzulara sarılır severdim. O kadar mutlu olurdum ki kalbim ağzımdan çıkacak gibi olurdu. Neticede Heidi candır.
....................................................
My favourite animation character is Heidi. I'm sure, it effected my pastoral character too much. The kids in my class used to spend their summer holiday in their village. I used to envy them since we had no village to go. Our relatives was living in Istanbul, except from going there we used to go to camp for two weeks each summer. It's normal a children's envy to what is absence. I used to envy when I watch Heidi. I'd liked the grand father Alp's milking, those cheeses, their fireplace, Heidi's tours with Peter, the Alps...
My daddy found a solution, he used to take me to the near villages of the city we live in. I remember myself bouncing into the flock and hugging the newborn lambs. I was so happy then. So, I liked Heidi most.
Etiketler:
30 day drawing challenge,
Babam,
drawing,
Hatırladıklarım,
Hayvanlar,
İllustrasyon,
illustration,
memories
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Söyleyecek hiçbir şey yok. Biliyorum. Elim kolum kopmuş gibi sanki. Babamın yarım kalan kitabını alıp geldim Kıbrıs'a, okudum. Bak neredeydi ayraç:
"Baharın ilk tomurcukları hiç pişmanlık duymadan açtılar, tomurcukların her bir yaprağı bir bıçak gibiydi; hayati önem taşıyan organlarını saran zarın içine gömülen, başakları ayıran bir harman makinesi gibi damarlarını kesen ve iyileştiğini sandığı yaraları yeniden açan minik bir bıçaktı. Ama bu mevsim böyleydi işte. Fidanlarını boğmak, büyümelerini durdurmak için gösterdiğimiz çabalara rağmen, hayat inat eder. Ve sabrederek, ölümün anısına, anıya ve ölüme zalim birer darbe vurur"(sf.134)*.
Hayatın kendisinin de hiçbir anlamı yok. Ama yaşamaya devam ediyoruz.

*İstanbul Kahini, Michael David Lukas, Pegasus Yayınevi
"Baharın ilk tomurcukları hiç pişmanlık duymadan açtılar, tomurcukların her bir yaprağı bir bıçak gibiydi; hayati önem taşıyan organlarını saran zarın içine gömülen, başakları ayıran bir harman makinesi gibi damarlarını kesen ve iyileştiğini sandığı yaraları yeniden açan minik bir bıçaktı. Ama bu mevsim böyleydi işte. Fidanlarını boğmak, büyümelerini durdurmak için gösterdiğimiz çabalara rağmen, hayat inat eder. Ve sabrederek, ölümün anısına, anıya ve ölüme zalim birer darbe vurur"(sf.134)*.
Hayatın kendisinin de hiçbir anlamı yok. Ama yaşamaya devam ediyoruz.
*İstanbul Kahini, Michael David Lukas, Pegasus Yayınevi
Etiketler:
Babam,
Çok üzülüyorum,
Hatırladıklarım
7 Mayıs 2012 Pazartesi
*İstanbul Kahini, Michael David Lukas, Pegasus Yayınevi
Etiketler:
Babam
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
