"Baharın ilk tomurcukları hiç pişmanlık duymadan açtılar, tomurcukların her bir yaprağı bir bıçak gibiydi; hayati önem taşıyan organlarını saran zarın içine gömülen, başakları ayıran bir harman makinesi gibi damarlarını kesen ve iyileştiğini sandığı yaraları yeniden açan minik bir bıçaktı. Ama bu mevsim böyleydi işte. Fidanlarını boğmak, büyümelerini durdurmak için gösterdiğimiz çabalara rağmen, hayat inat eder. Ve sabrederek, ölümün anısına, anıya ve ölüme zalim birer darbe vurur"(sf.134)*.
Hayatın kendisinin de hiçbir anlamı yok. Ama yaşamaya devam ediyoruz.
*İstanbul Kahini, Michael David Lukas, Pegasus Yayınevi