Hayvanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2014 Pazartesi

8. Gün: Favori animasyon karakteri


Evet en sevdiğim animasyon karakter Heidi. Öyle çok severim ki, pastoral karakterime katkısı olması normaldir. Ben çocukken, eylül ayında okullar açıldığında okuldaki çocuklar hep yazın köye gitmiş olurlardı. Bizim gideceğimiz bir köy yoktu, akrabalarımız İstanbul'da yaşardı, bir de her yaz iki hafta kampa giderdik. Çocuk kısmı ne yoksa ona özenir ya, Heidi'yi izledikçe özenirdim. Alp Dede'nin süt sağması, ocağın başında oturmaları, o iştah açıcı peynirler, Heidi'nin Peter'le keçileri otlatması, Alpler çok hoşuma giderdi.

Babam da bahar aylarında koyunlar kuzulamaya başladığında beni tutar yaşadığımız kentin civar köylerine götürürdü. Kendimi sürünün içine atar kuzulara sarılır severdim. O kadar mutlu olurdum ki kalbim ağzımdan çıkacak gibi olurdu. Neticede Heidi candır.

....................................................

My favourite animation character is Heidi. I'm sure, it effected my pastoral character too much. The kids in my class used to spend their summer holiday in their village. I used to envy them since we had no village to go. Our relatives was living in Istanbul, except from going there we used to go to camp for two weeks each summer. It's normal a children's envy to what is absence. I used to envy when I watch Heidi. I'd liked the grand father Alp's milking, those cheeses, their fireplace, Heidi's tours with Peter, the Alps...

My daddy found a solution, he used to take me to the near villages of the city we live in. I remember myself bouncing into the flock and hugging the newborn lambs. I was so happy then. So, I liked Heidi most. 

  

10 Mayıs 2013 Cuma

Çiçekler, hayvanlar, birşeyler...


Haftalardır, hatta belki de birkaç aydır ilk defa biraz rahat bir "öğleden sonra" geçiriyorum... 
Öyle çok, öyle duraksızca çalışıyordum ki. 
Çalışıyorum. 
Yine de nasıl olduysa bugün kendime küçücük bir nefeslik alan yaratabildim. 
Çayım masamda, uzun zamandır kafamı yoramadığım şeylere kafamı yordum bugün. 
Hava tamamen tersine döndü dünden beri. İnanılmaz bir yağmur, hatta dolu yağışı var. 
Bahar şenliklerinin olduğu hafta ne talihsizlik. Yine de hava çok güzel. 
Yağmasaydı bu çöl kumları basılmazdı, nefes alamazdık. 

Saksılarımın dibinde bazı bitkiler filizlenmiş. Muhakkak, yedikten sonra kılıcın dibine atılmış bir çekirdeğin işi bu. Narenciye de olabilir, belki elma armut gibi bir şey de... Ben de sabah aldım onları başka bir saksıya yerleştirdim.  Bu saksı akşama değin beni öyle çok mutlu etti ki! Dibine minik bir tavşancık yerleştirdim, sevgili Sinem bir bitpazarından almış benim için.  Bayılıyorum anın getirdiği mutluluğa.


Ben çocukken, bazı geceleri uykuya dalmadan kurmayı alışkanlık haline getirdiğim bir hayalim vardı. Kocaman bir evim varmış ve içinde bir sürü hayvanımla birlikte yaşıyormuşum... Sonra tek tek hangi hayvanları besleyeceğimi düşünürken uykuya dalardım.










"Neden hayvanlar, nerden geldi aklına" dersen sevgili okuyucu, bu hafta bir çalışmamı hayvanlarla ilgili bir seçki yapan kitaba yolladım. İşte onu gönderirken oldu bunlar...