3 Mart 2011 Perşembe

Bu sabah



Hava nasıl güneşli! Okula gelince hemen yukarı çıkmadım. Kahvemi alıp bahçede güneş altında oturdum. Sıcacık sıcacık güzel güneş. Kısacık bir an bütün yapmam gerekenler zihnimden silindi. Tatlı ılık bir kaç dakikaydı.

Oysa neler neler yapmam lazım yine. Okuldaki görevler, bir yandan tezim bir yandan her şeyi unutmak kendimi bırakıp başka bir kendim olmak için yaptığım diğer aktiviteler (Boyalıkuş sergi hazırlıkları, AÇEV kartpostalları, AFA'daki masa, Terraryumlarım...).

Kısacık bir unutuş bile kendimi ne kadar başka hissettirdi. Halbuki ne kadar sıkılıyorum.Dişlerimi sıkıyorum. Anlamsızlık, aptallık, zaman kaybı beni ne kadar çok öfkelendiriyor.  Aptallığa inanamıyorum. Kötülüğü kavrayamıyorum. Ama kabulleniyorum işte, ne yapacaksın başka. Bıkıp kabuğuna çekilmekten başka.

6 yorum:

evren dedi ki...

Ben mecburiyetten sehirdeki doganin avina cikmis biri olarak onu da sevdim cok. Kenti cehennem olmaktan alikoyan öyle vahalar var ki. Bazilar 1 cm kare boyutunda...

Berceste dedi ki...

Kenti cennete cevirmek gerek o zaman! Yesil catilarla, agaclarla, balkon cicekleri ile... Hos yeni yapilarda balkon da yok ya, cam onu cicekleri diyelim o zaman!

Berceste dedi ki...

Aaa bir de "Terraryumlar" derken, bitki icin mi, amfibiler icin mi merak ettim ;-)

Kırmızı Şapka dedi ki...

Terraryumlar bitki için şimdilik. Daha yeni başladım, becerebilirsem hayvanlısını da deneyebilirim :) Çok zevkli bir uğraş. Fotoğrafları koyacağım bloga...

Berceste dedi ki...

Yasasin Yasasin! Gormek icin sabirsizlandim cok :)

Evren, tam senlik birsey bu, seninkileri de gormek kismet olur dilegi ile :)

Berceste dedi ki...

Bak bu yaziyi http://www.nationalgardenmonth.org/index.php?page=terrarium gorunce merakim daha da artti. Sabirsizlikla bekliyorum, fotograflar luuuuutfeeeen!