Sayfalar

24 Mayıs 2016 Salı

Semiyotik

Eğri otur doğru konuşalım. 
Sen de Sherlock Holmes, ben diyeyim Casale'li Ubertino.
Sen de Robert Langdon, ben diyeyim başkomiser Nevzat. 

İşaretleri okumak, simgelere ve semiyotik metoda aşina olmak insanı dedektif yapmasa da, etrafını eni konu değerlendirebilmesine olanak sağlıyor. Hiçbir şey tesadüf olmadığı gibi, bazen saklı sanılanlar sanıldığından daha da açık olarak ortada duruyor.


26 Şubat 2016 Cuma

Şifam doğadaymış...


Yılın en sevdiğim zamanları başladı. Kıbrıs'a bahar Şubat ayında gelir... Toprak ısınmaya, içindeki gizi yeniden doğurmaya başladı. Üstümüze çöken karanlığı dağıtmaya yeterli olur mu bilmem, yine de kulak verirsek bizi bir noktaya çekme ihtimali her zaman var... Biyomimikriye göre mentorumuz doğa olmalıymış. Bazen biz ona başvurmadan, içimizdeki görünmez bir iple bağlıymış gibi de bize yön verebilir doğa. Bazen de birden anlarsın, çorap söküğü gibi boşanır ip. Yakın bir zamanda, bir şifacı bana dedi ki "senin şifan doğada". İp çözüldü, ben anladım hep yapmaya çalıştığım şeyleri neden yapıyorum. Neden hep bir bahçenin hayalini kuruyorum, hep yeşiliklerin içine koşmak istiyorum, balkonu ve saksıları saplantı haline getiriyorum, toprağa attığım tohumlar yeşermemişse en büyük derdim o oluyor, hatta bundan dolayı kendimi hasta gibi hissediyorum... Lefkoşa'dan Girne'ye giderken, denizi görmeden önceki o son virajda, o dağlar bütün heybetiyle son kez karşıma çıktığımda içimden geçiriyorum "bu en sevdiğim manzara!"Şimdi de çiçekler, yapraklar, dallar, kabuklar, boş kovanlar, kozalaklar Doktora tezimi yazarken, uygulama çalışmam bir çocuk kitabıydı: "Arka Bahçedeki Evren". Yazdım ve resimledim... Bir çocuğun arka bahçedeki tek bir meşe ağacını keşif macerasıydı... İşte o zaman Doğadaki Son Çocuk'u okumaya başladım. Hacettepe Beytepe kampüsünde dört yılım geçti, dört yıl boyunca tohumlar topladım, kozalaklar, at kestaneleri, karayosunları, taşlar, kabuklar...Bilenler bilir, doğa açısından zengin bir kampüs olduğunu... 


Şimdi mi? Hala yapraklar, kabuklar ve taşlar topluyorum, çizerek not alıyorum. Doğa günlüğü, çok kafa yorduğumuz bir konu değil ama çevre farkındalığını geliştirmek ve kişisel gözlemle kayıt tutmak için önemli bir yöntem, onu yapmaya çalışıyorum. Yapamadığım, şu blogda paylaşmak. Belki onu da daha düzenli yaparım...

11 Kasım 2015 Çarşamba

Kitabım Yayınlandı


Güzel bir haberim var! Yaklaşık bir yıldır üzerinde çalıştığım
kitabım basıldı. İllüstrasyon üzerine Türkçe kaynak eksikliğini dolduracağını umuyorum...

Neden İllüstrasyonun İkinci Altın Çağı dersen, bu alanın çağımızda yeniden bir yükseliş içinde olmasından dolayı derim. İkinci bir yükselişten dolayı, ikinci altın çağını yaşadığını düşünüyorum. Peki İllüstrasyonun Altın Çağı ne mi? Burada yazmıştım bak...

Hatta şunlara da bak:
İllüstrasyonun Altın Çağı I 
İllüstrasyonun Altın Çağı II 

İllüstrasyonun İkinci Altın Çağı, Grafik Kitaplığı tarafından yayımlandı. Kitabın düzenli olarak güncellenecek bir de blogu olacak...

Kitapta çoğunlukla Türkiye'den özellikle son dönemlerde öne çıkmış pek çok değerli illüstratör çalışmalarıyla yer aldı. Bir de kitabın 5N1K'sını şuraya bırakıyorum:


........................................

Kitap 5N 1K
Bu kitap neden yazıldı?
“İllüstrasyonun İkinci Altın Çağı” Türkiye’de illüstrasyon alanında başvuru niteliği taşıyabilecek bir kaynak gerekliliğinden doğdu. En belirgin özelliği,  pek çok illüstratörün çalışmasına yer vermekle birlikte, metin ağırlığı daha fazla olan rehber niteliğinde bir kitap olması. Bu konuyla ilgilenenlere genel kavramları tanıtmakkendini bir illüstratör olarak konumlandırmanın farklı boyutlarını ele almak amaçlandı.
Bu kitapta ne var?
“İllüstratörün El Kitabı” alt başlığıyla yayımlanan “İllüstratörün İkinci Altın Çağı”, sekiz ana bölüm olarak inşa edildi. İllüstrasyonun tanımı, kapsamı, bir illüstratörün çalışabilieceği alanlar, fikir geliştirme yöntemleri, bir illüstratör olarak kendini konumlandırmak ve kişisel dilini oluşturmak, iş olanakları, portfolyonun önemi ve ipuçları gibi başlıklar altında rahat anlaşılır bir dille yazıldı.
Ne zaman ve nerede basıldı?
Eylül 2015’de Grafik Yayınları tarafından İstanbul’da basıldı. Yazımı yaklaşık bir yıl sürdü.
Yazar kimdir?
Elif Songür Dağ illüstrasyona odaklanmış bir akademisyen. Yirmi yıllık mesleki geçmişini, en sevdiği konuda yazdığı bu kitapla kutluyor.