3 Kasım 2010 Çarşamba

tembel blog yazarı geri döner...

Oğuz Atay, bir öyküsünün sonunu "Ben buradayım sevgili okuyucu, ya siz neredesiniz ?" diye bitirir. Oğuz Atay'a ne kadar bayıldığım başka bir yazının konusu olsun, kendimi bazen tuhaf hissediyorum buraya yazarken. Yazıp paketleyip sayısal bir uzay boşluğuna savuruyorum, kim bilir kimler okuyor. Kendi kendime konuşuyor gibiyim genellikle. Tabii izleyenler, yorum yazanlar var. Ama izleme listemde değilse ve yorum yazmıyorsa okuyucu, ne varlığından emin olabilirim ne de yokluğundan. Yine de bu insana bir çeşit özgürlük duygusu vermiyor değil. 

Her neyse bunları yazmayacaktım zaten. Pratikte yararlı konulara geçelim. Zeytinim geçen hafta geldi! Dilsen Hanım sağ olsun, hiç zarar görmeyecek biçimde paketlemiş göndermiş. Üzerinde hem yeşil hem de olgunlaşmış taneler vardı, bu da meyvelerin aşamalarını resimlerken bana yardımcı olacak bir şeydi. 

Ayvalık zeytinim


Ancak zeytinimin bana ulaştığı gün, benim kuzunun hasta olduğu gündü. Apar topar eve döndük rapor alıp. O gece ateşi 40 derecenin üzerine çıktı. Bir haftayı evde geçirdik. Ben de bu arada ilk resimlemelere başladım. Şöyle bir şeyler oluyor...  




Bu arada Türkiye'de bilimsel resimleme ile ilgili sayılı etkinliklerden biri olan bilimsel bitki resimleme kursu'na katıldım. Toplamda 40 saatlik bir program 3 hafta sonuna bölünmüştü. 3 haftam bu nedenle çok çok yoğun geçti. Kursu veren Gülnur Ekşi ve Serkan Çitak, 2004'te Kraliyet Botanik Bahçesi baş ressamı tarafından Boğaziçi Üniversitesi'nde ilk kez verilen bir kursla bu spesifik alanla tanışmışlar. Sanat ve bilimin kesişiminden oluşan bir ara disiplin diyebiliriz. Yurt dışında bilimsel resimleme, interdisipliner bir alan olarak üniversitelerde yer buluyor, ayrıca konuyla ilgili çok çeşitli eğitimler ve sertifika programları bulunmakta. Türkiye'de bu eğitimi düzenli olarak açtıkları kurslarla, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin katkılarıyla veren Ekşi ve Çitak,  bu alandaki eğitimlerini devam ettirmişler ve 
 aynı zamanda Şili Yagmur Ormanları'nın resimlenmesi projesinde çalışmaktalar.   



Resimleme ile bilimsel resimleme arasındaki farkı ilk günden hissettim. Üstünkörü bakıldığında "amaan temel sanat projesi gibi işte ne var ki yaparım ben bunu" dediğim işin hiç o kadar basit olmadığını anladım. Bizler, çizdiğimiz nesneyi gözümüzle, zaman zaman bir kalem yardımıyla ölçü alarak oranlayıp algıladığımızı çizeriz. Oysa burada, pergel ve cetvelle, milimi milimine taşıyarak ve bütün parçaları birbirine göre ayrı ayrı ölçerek çalışılıyor. Çizilen şey doğal bir nesne olduğundan dayanmayabilir renklendirme bitene kadar. O yüzden öncelikle karakalemle gölgeli alanlar belirleniyor ve bu ilk etüd, renklendirmede rehber oluyor. Nesnenin fotoğrafları çekiliyor, bozulması durumunda baş vurmak için. 


Sadece suluboya kullanarak, hayatımda çizdiğim en fotografik resimlemeleri yaptım diyebilirim. Suluboyanın bu hassas kullanımını da bilmiyordum, öğrendim. Öğrenmeye devam ediyorum. Grafik bölümlerinde her tekniği hakkıyla öğrendiğimizi ya da öğrettiğimizi düşünmüyorum. Bu kursa katılana kadar, genel bir bilgi verildikten sonra öğrenci kendini yatkın olduğu alanda geliştirsin derdim ama tekniği öğretmenin önemi bambaşka. Ben suluboyadan hoşlanmazdım. Ama denedikçe hoşuma gitti. Bilgisayarı şahane kullanıyoruz, çizim programlarında sanki elde çizilmiş gibi etkiler taşıyan resimlemeler yapıyoruz. Ancak öncelikle elde malzeme kullanmak, malzemenin vereceği olanakları tanıyabilmek için çok yol gösterici.  Benim katıldığım kursta işe bir hobi olarak yaklaşanlar olduğu kadar genç biyoloji öğrencileri de vardı. İyi ki burnu büyüklük yapmamışım ve kursa katılmışım. Resimlemeyi "bilimsel" yapan ögeleri deneyerek anladım. Tezim için doğru bir katkı oldu. 

7 yorum:

Tijen dedi ki...

Çok güzel resimler bunlar. Güzel resim yapabilmeyi çok isterdim (ya da çizim). Yeteneği olan insanlara hep hayranlık duyuyorum o yüzden.

evren dedi ki...

Elif, son resimdeki meyveyi bilmiyorum. Ama bu Agustos ya da Eylül'de buna cok benzeyen bir meyveli dali bir gezintiden dönerken oglumla alip eve getirmistik ve ben de daha sonra ne oldugunu aramak üzere resmini cekmistim. Sana göndereyim, bak bakalim cizdigin bitkiye benziyor mu? Belki ikimiz birlikte kesfederiz...

beste dedi ki...

cok guzeller botanik cizimlere bayiliyorum, fotograftan bile onemli cunku bitkileri birbirinden ayiran ayrintilar vurgulaniyor cizimlerde. iyiki katilmissin cok guzel cizimler

Berceste dedi ki...

Elif bunlar harika! Nasil da canim resim yapmak istedi. Nasil da kizina ozeniyorum :) (cok gecmis olsun bu arada) Bu bitki aski beni de boyle bir kursa goturur mu goturur kim bilir. Hatta keske Ingiltere'de iken akil etseymisim! O meyveli dal kusburnuna benzer diyecegim ama yapraklari tutturamadim galiba. Internet uzerinden biraz ar-ge yapalim bakalim... Eline saglik tekrar...

Nihan SARI dedi ki...

geçmiş olsun.çizim gerçekten güzel olmuş.eskiden ince iş çizimlerden zevk almazdım.şimdi çok seviyorum.suluboyayı da severim ben.aslında bazen düşünüyorum,ne çok tekniği es geçebiliyoruz.izmir de olsa katılırdım.

Kırmızı Şapka dedi ki...

Tijen cok tesekkur ederim :)

Evren tekrar baktim evet sanirim ayni bitkiden soz ediyormusuz.

Beste cok haklisin, zaten bilimsel illustrasyonu fotograftan daha anlasilir kilan da bu, bu nedenle tercih ediliyor. Tesekkurler bu arada.

Berceste, neden olmasin, hala Ingiltere‘de isen bu tur kurslar var. Benim katildigim kursta sirf bitkilere olan askindan gelen de vardi...

Nihan, tesekkur ederim. Bu kadar incelemeye sabrimin yetecegini ben de sanmazdim :)

Merve Yılmaz dedi ki...

Merhaba, ben Merve. Ben de İsmek'in bilimsel bitki resimleme kursuna katılmak için başvuru yapmştım. Fakat kayıt için çok geç kalmışım Eylül'de kayıt olmam gerekiyormuş. Kursu araştırırken çok heyecanlanmıştım. Grafik Tasarım okuyorum ve İllüstrasyonda ilerlemek amacım. Konuyu araştırırken paylaşımınızı gördüm, blogunuzda böyle bir başlık olduğunu önceden hiç görmemiştim, alıda seçicilik heralde. ^.^ Yorumlarınzı da okurken kafama iyice oturdu ve seneye kayıt olmayı dört gözle bekliyorum ^.^ Suluboyaya da çok aşığım, ben suluboyayı ortaokulda kullandığımız faber castellerden ibaret zannederdim bunun böyle olmadığın üniversitede öğrendim başlı başına bir sanatmış suluboya ^.^
Yukarıda yazımı okuyanın varlığından da yokluğundan da emin olamadım diye yazmışsınız ya, hemen varlığımı belli etmek istedim ^.^